Sultan Muhammed Tapar

Paylaş
 

Berkyaruk öldükten sonra küçük yaştaki oğlu Melikşâh Bağdad’ta sultan ilân edildi ve Emîr Ayaz da kendisine “Atabeg” oldu. Muhammed Tapar derhal Bağdad üzerine yürüyerek fazla zorluk çekmeden Selçuklu Devleti sultanlığını ele geçirdi (1105). Çok geçmeden başka bir hanedan azası Böri-Bars’ın oğlu Mengü-Bars, Tekiş’in oğulları ile birlikte saltanat davasına kalkıştı. Fakat Muhammed Tapar bu isyanı bastırdı, Mengü-Bars ve Tekiş’in oğullarını Isfahan kalesinde hapsetti.
Fârs ve Huzistân bölgesinde bağımsız bir şekilde hüküm süren Emîr Cavlı Sakavu da Sultan Muhammed Tapar’a biat etmişti. Sultan bu davranışından memnun kalarak Musul bölgesinin idaresini ona verdi (Eylül-Ekim 1106). Ancak Musul hâkimi Çökürmüş bu tayinden memnun olmayarak karşı koymağa çalıştı ve Cavlı tarafından öldürüldü. Musul ileri gelenleri küçük yaştaki oğlu Zengî’yi onun yerine geçirdiler. Ayrıca Türkiye Selçuklu sultanı I. Kılıç Arslan’a haber göndererek Musul’u teslim edeceklerini bildirdiler. Neticede Musul şehrine hâkim olabilmek için Cavlı ile Sultan Kılıç Arslan Hâbur nehri kenarında savaştılar. Kılıç Arslan savaşı kaybetti ve Hâbur nehrinde boğuldu (3 Haziran 1107).

Emîr Cavlı Musul’u ele geçirdi ve Kılıç Arslan’ın oğlu Şahin-şâh’ı yakalayıp Sultan Muhammed’e gönderdi. Daha sonra itâatsizlik gösteren Cavlı’nın yerine Emîr Mevdûd tayin edildi. Sultan’dan af dileyen Cavlı’ya ise Fârs valiliği verildi (1108-9). Emîr Mevdûd aynı zamanda Haçlılarla mücadele ile de görevlendirilmişti. Sultan Muhammed Tapar Haçlılar’a karşı cihad açmaları için Emîr Mevdûd ve Emîr Sökmen el-Kutbî’ye mektuplar yazmıştı (1109-10). Bu iki emîr Artuklulardan Necm el-Dîn İlgâzî ile birleştiler ve Urfa’yı kuşattılar (Mayıs 1110).

İki ay süren kuşatma bir netice vermedi. Diğer taraftan Haçlıların Suriye sahillerinde Müslümanların ellerinde bulunan yerlere şiddetle saldırmaları üzerine Sultan Muhammed Tapar yeniden bir sefer açılması için Mevdûd’a emir gönderdi. Emîr Mevdûd çevredeki Selçuklu emîrleri ile birleşerek büyük bir ordu meydana getirdi ve Tel-Bâşîr’i kuşattı (1111). Ertesi yıl Mevdûd’un yine Urfa’yı kuşattığını görüyoruz.

Kudüs Haçlı kralı 1113 yılında Şâm atabeyi Tugtegin’e karşı harekete geçti. Tugtegin, Emir Mevdûd ve Artuklu Ayaz’dan yardım aldı. Bu birleşik Türk kuvveti Kudüs kralının ordusunu Taberiyye yakınında büyük bir mağlûbiyete uğrattı (28 Haziran 1113). Daha sonra Emîr Mevdûd, Tugtegin ile Şam’a döndü ve bu şehrin Ulu Câmii’nde kılınan Cuma namazından çıkarken bir Bâtınî fedaisi tarafından öldürüldü (10 Ekim 1113).

Onun ölümü, Haçlılar ile mücadelede, Selçuklular için büyük bir kayıp olmuştu. Sultan Muhammed Tapar bundan sonra Musul’un idaresini ve Haçlılar ile mücadele görevini Aksungur el-Borsûkî’ye verdi. O da emîrlerin anlaşmazlığı yüzünden Haçlılar karşısında başarısızlığa uğradı (1114). Aksungur’un yerine Hemedân valisi Borsuk oğlu Borsuk tayin edildi (1115). Bu sırada Tugtegin ve İlgâzî Haçlılar ile anlaştılar.

Borsuk idaresindeki Selçuklu ordusu aynı yıl içinde Tel-Dânis’de Haçlılar karşısında mağlûbiyete uğradı. Mağlûbiyet ile biten bu sefer, Sultan Muhammed Tapar’ın Suriye’ye müdahele etmek için yaptığı son teşebbüs olmuştu. Haçlı devletlerinin kuvvetlenmesi geç de olsa Tugtegin’in uyanmasına sebep oldu. O tekrar Sultan Muhammed’e itâatini bildirerek anlaşmayı tercih etti. Sultan bu emîri affettiği gibi, Suriye’nin idaresini de ona vermişti (1116).

Selçuklu hanedan mensupları arasındaki taht kavgalarından faydalanan Gürcüler de bazı istilâ teşebbüslerine giriştiler. Gürcüler bir Türk kabilesi olan Kıpçaklardan bir ordu meydana getirdiler. Bir Gürcü-Kıpçak ordusu Gence üzerine hücum ettiyse de, Selçuklu kuvvetleri tarafından geri püskürtüldü (1109-10).

Mezyedîlerden Hille Emîri I. Seyfü’d-Devle Sadaka, Muhammed Tapar ile Berkyaruk arasındaki taht kavgasında birincinin tarafını tutmuş ve mücadeleden istifade ile Irak’ın mühim bir kısmı üzerinde hâkimiyet kurmuştu. Ayrıca Sadaka, Sultan Muhammed’den kaçanları ve gözden düşenleri de himâye etmekteydi. Neticede iki taraf Za’farâniyya bataklıklarında karşılaştılar. Sultan Muhammed yanında, çoğunluğunu saray gulâmlarının teşkil ettiği az bir kuvvet bulunmasına rağmen bu savaşta Sadaka’nın yirmi bin kişilik ordusunu mağlûp etmeğe muvaffak oldu. Selçuklu galibiyetinde saray gulâmları ve Türk askerler önemli bir rol oynamıştı. Bu savaşta Sadaka da öldürülmüştü (Mart 1108).


Bu yazı 981 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak