Altın ve Tarihçesi

Paylaş
 

Altın ve Tarihçesi

Son zamanlarda hem Türkiye’de, hem de dünya genelinde büyük bir yükselişe geçen altın fiyatları, alıcıları bir hayli düşündürmeye başladı. Gelin görün ki, sürekli gözümüzün önünde duran ve sahip olma hayalini kurduğumuz altın hakkında bilinenler çok azdır. Biz de altın ve tarihçesi hakkında küçük bir araştırma yaparak bunu sizlere sunmak istedik. Gelin beraber altın ve tarihçesi hakkında bilgi edinelim.

Yüzyıllar boyunca insanlar, sarı renkli, paslanma, kararma ve matlaşma gibi problemleri olmayan ve doğada nadir bulunan altın uğruna çok savaşlar yapmış, devletler kurmuş ve altını her alanda kullanmaya çalışmışlardır. Güç gösterisi olarak sürekli kullanılan altın, bugün dünya ekonomisini oluşturan başlıca etmendir. İlk olarak yeryüzündeki kayaçların içlerinde bulundu ve M.Ö 3200′ lü yıllarda Mısır Medeniyeti tarafından keşfedilerek ticari amaçlı olarak kullanılmaya başlandı. Firavun ailelerinin mensupları, altından eşsiz takılar ve aksesuarlar yaptılar. M.Ö 550 yılında Lidyalılar, altından sikkeler yaparak ticarete yeni bir soluk getirmişlerdir.

Tarihten bu yana dünya genelindeki bütün medeniyetlerde altının çok büyük bir önemi vardır. Antik Yunan Medeniyeti, Mısır Medeniyeti, Çin Medeniyeti, Ortadoğu Medeniyetleri ve Avrupa Medeniyetlerinin yanında Amerika kıtasında yaşayan Maya, İnka ve Aztek Medeniyetlerinde de altına çok değer verilmiş, hatta bu medeniyetler arasında çok kanlı savaşlar olmuştur. Gövde gösterisi olarak kullanılan altın, eski medeniyetleri hükümdarlık sembolü olarak kutsal bir değer kazanmıştır. Öyle olmutur ki, mitolojik inançlara göre altının kendine has tanrılarının olduğu bile bilinmektedir. Yunan mitolojisindeki Hephaistos bunun en belirgin örneğidir.

Kimya’ da “Au” ile simgelenir ve ismi latinceden gelir ve açılımı “aurum” dur. İçine katılan bakır miktarına göre ayarı değikenlik gösterebilir. Saflığını ölçmek için Türkiye’ de “ayar” kelimesi kullanılır fakat uluslararası piyasada “kırat” olarak adlandırılır. Ölçü değeri içindeki maddelere göre belirlenir. 24 ayar (kırat) altın denildiği zaman saf altındır. Yani içinde altının özünden başka hiç bir elementin olmadığı anlamına gelir ve yüzde yüz saf altındır. Fakat yapısı itibariyle çok yumuşaktır kullanılması da çok zordur. Çözüm olarak saf altının içine bakır veya gümüş karıştırılır. Bu sayede altın sertleşir fakat parasal değeri düşer. Genelde 18 ayar altınlar daha çok bulunur piyasada. Tabi ayarı belirlemek için ölçünün de belirli bir standardı vardır. Mesela 24 gramlık saf altının içinden 6 gramı çıkarıp, onun yerine 6 gram bakır eklendiği zaman altının ayarı 18 ayar (kırat) olur. Buradaki olay 24′ te bir ölçü olarak değerlendirilmesidir. 18 ayara alternatif olarak 13 ayar altın olarak adlandırılan, diğer isimleriyle yeşil altın veya beyaz altın denilen altın türleri de vardır. 18 ayar çok pahalı olduğu için insanlar bu tip altınları da tercih ediyorlar.

Hiçbir zaman değerini kaybetmeyen altın uğruna Amerika Kıtası’ nda büyük altın göçleri olmuştur. Amerika’ nın keşfiyle (1491) Avrupa Medeniyetleri bu kıtaya akın etmiş ve altın avlarına çıkmışlardır. Fakat buldukları altın pek tatmin edici olmamıştır. Avustralya kıtasında da altın avına çıkmışlardır ve burada daha çok tatmin olmuşlardır. Çünkü Amerika’ da toz altın bulurlarken Avustralya’ da daha büyük ölçülerde ve bol miktarda altın bulmuşlardır.

Zamanla İngiltere’ de başlayan Sanayi Çağı ile beraber altın sanayi malzemesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle elektronik alanda enerjiyi en az emen ve iletkenliği en fazla olan madde olduğu anlaşılınca, teknolojik hassasiyet gerektiren elektronik eşyalarda kullanılmaya başlanmıştır. Bugün profesyonel bilgisayar sistemleri, görüntü netliği için televizyon teknolojisi ve berrak ses tınısını elde etmek için profesyonel ses sistemleri ve hoparlörler buna birer örnektir. Bunlardaki amaç aslında altını gövde gösterisi olarak kullanmaktan ziyade iletkenliği çok iyi olduğu için kullanmaktır.

Kullanım alanı çok geniş olmasına rağmen nadir bulunan bir element olduğu için, daima pahalı olmuş ve tarih boyunca popülerliğini korumuştur altın. Rengi ve sıradışı yapısıyla diğer maddelerden ayrılan altın, sahip olmak istediğimiz ve daima göz önünde bulundurmak istediğimiz bir madde olarak popülaritesini korumaya devam ediyor. Dünya ekonomisini belirleyen temel bir etkendir ve ülkelerin merkez bankalarının para bastırmak için ellerinde altın rezervinin kesinlikle olması gerekiyor. Altın ve rezervi baz alınarak para bastırılması gerekiyor, aksi durumda bu enflasyonda yükselmelere sebep olur, paranın değeri düşer ve alım gücü azalır. Bu da ekonomiye olumsuz yansır.


Bu yazı 1296 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak