Rakamlarla oynayınca eğitim şahane

Paylaş
 

image Tayyip Erdoğan’ın kestiği kurdeleler eğitimi kurtarmıyor.

Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptırdığı okulların açılış törenine katılarak, AKP’nin eğitim yatırımı konusunda rakamlar verdi. Rakamlara bakılırsa Türkiye’de eğitim sorunu çözülmüş durumda!

soL (HABER MERKEZİ) Başbakan Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin biri Ağrı’da dördü İstanbul’da olmak üzere yaptırdığı beş okulun açılış töreninde yaptığı konuşmada, eğitime çok önem verdiklerini ısrarla vurgulayarak, AKP’nin  “eğitim yatırımlarını” rakamlarla anlattı.

Eğitimde rakamlar çok iyi peki ya gerçek?
AKP iktidarı süresince, ilköğretim öncesi eğitimin yüzde 15’ten yüzde 29’lara çıktığını belirten Erdoğan, göreve geldiklerinde yüzde 80’in altında olan okuma-yazma oranının, şimdi yüzde 90’ın üzerine çıktığını da ileri sürdü. Eşiyle birlikte Şanlıurfa’dan başlattıkları kampanya sonucunda 300 bine yakın genç kız ve kadının okuma-yazma öğrendiğini söyleyen Erdoğan, şu anda öğrencilerin yüzde 95’inin bilişim teknolojisinden yararlandığını ifade ederek, özürlü, parasız veya merkeze uzak olmak, öğretmen yokluğu gibi sorunları da teker teker çözdüklerini iddia etti. Erdoğan, zengin ve fakir tüm çocuklara okul kitaplarını ücretsiz vermeleriyle de övündü.

Milli Eğitim Bakanlığı’na bütçeden ayrılan payın 2002’de 7,5 milyar YTL iken, 2007’de 23 milyar YTL’ye yükseldiğini de belirten Erdoğan, milli bütçeden en büyük payı milli eğitimin aldığını ve her yıl en fazla kadroyu, yüzde 50’ye varan oranlarda milli eğitime verdiklerini de söyledi.

Erdoğan’ın rakamları “tozpembe” bir tablo sunarken, Eğitim-Sen’in sürekli olarak kamuoyuna duyurduğu veriler, Tayyip Erdoğan’ın “rakamları”nın gerçeği yansıtmadığını gösteriyor. Erdoğan milli bütçeden en büyük payı milli eğitimin aldığını söylüyor ancak Türkiye’de Gayri Safi Milli Hasıla’dan (GSMH) eğitime ayrılan pay, Barbados Adaları, Brunei Sultanlığı, Fildişi Sahilleri, Kiribati, Fiji, Vanuatu ve Honduras gibi ülkelerin gerisinde kalıyor. Bu paydan yatırıma ayrılan kısım ise üçte iki oranında azalmış durumda. Her yıl öğrenci sayısı artarken Tayyip Erdoğan’ın katıldığı okul açılışları bu talebi karşılamakta yetersiz kalıyor. Kadro meselesinde de, AKP hakkındaki kadrolaşma iddialarını bir kenara koyarsak, atanan öğretmen sayısına yakın bir sayının emekli olması, yine Erdoğan’ın rakamlarının gerçekle çelişen niteliğini ortaya koyuyor.

Eğitimin durumuna son bir örnek ise bu rakamlardan çok daha açıklayıcı. Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki bir köyde okul ve öğretmen olmadığı için, kendisiyle aynı yaştaki okul çağındaki çocuklara sekiz yaşında bir kız çocuğu öğretmenlik yapıyor. (http://haber.sol.org.tr/kentgundemleri/3628.html)

Anne-babalara devletçi, hayırseverlere  özel mülkiyetçi
Erdoğan, okul öncesi eğitimin önemi vesilesiyle devletin “görevlerini” de hatırlayarak “hedef bunu süratle daha yukarılara çekmek ve inşallah her doğana, bu ülkede okul öncesi eğitim alabileceği imkanı sağlayabilmek. Bunu kim sağlayacak? Devlet olarak biz sağlayacağız. Bunu yapmak durumundayız. ‘Efendim, anneler ve babalar yapsın’… Hayır, devletin görevi bu. Öyle sadece ‘doğurmayın’ demekle devlet görevini yapamaz. Tam aksine, hem ‘çoğalın’ diyecek, hem de bu imkanları, altyapıyı hazırlayacak. Devlet budur” dedi.

Erdoğan, eğitimden anne-babaları dışlarken ”hayırseverlerimiz ve devletimiz, el ele, omuz omuza çalışmaları devam ettireceğiz. Milli eğitimimizin altyapısını çok daha güçlü hale getireceğiz” diyerek, okul yaptıran “hayırseverlere” teşekkür etmeyi de unutmadı. Bu konuda kendisine yöneltilen eleştirilere de “ülkeme okul yaptırmak için hayırsever kapısı çalmak dilencilikse, ben dilenciyim. Bunu söyledim. Ve bu kervan böyle yürüyecek. Onlar da köşelerinden yazacaklar. Biz bunları dayanışma içinde yapıyoruz, yapacağız” karşılığını verdi.

Muasır medeniyete nasıl ulaşılır?
Konuşmasında Atatürkçüleri de eleştiren Erdoğan, “ülkemizde çok Atatürkçüler gördük biz, ama gördük ki bunların Atatürkçülükle filan alakası yok. Bunlar, Atatürk üzerinden geçinen tüccarlar” dedi ve Atatürk’ün “muasır medeniyetler seviyesi” hedefine atıfta bulunarak “muasır medeniyet seviyesinin üzerine herhalde yan gelip yatmakla çıkılmaz. Yapılacak ilk iş, bilimde, sanatta bu yarışta rekabet halinde olabilecek güce sahip olmak” yorumunda bulundu.

Alıntıdır

 


Bu yazı 487 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak