PİSKO-SOSYAL GELİŞİM KURAMI (Erikson)


PİSKO-SOSYAL GELİŞİM KURAMI (Erikson)
Kişilik gelişimi yaşam boyu devam eder
Bu gelim dönemler halinde gerçekleşir
Her dönemin atlatılması gereken krizler vardır.
1. Evre: Temel Güven/Güvensizlik (0-1 Yaş)
Bu dönem Freud’un oral dönem olarak adlandırdığı evredir.
Doğumdan ilk 1,5 yaş dönemine dek sürer. Bu dönemdeki bebeklerde beslenme, temizlik, duygusal yakınlık ve fiziksel temas gibi temel gereksinimleri karşılanırken kendilerine ve diğer insanlara güvenmeyi öğrenir veya güvensizlik duygusu oluşur şekilde beslenmesi, uykunun düzenliliği, rahat idrar çıkarma ve dışkılaması ile belirlidir.
Bu dönemde umut, güven iyimserlik kazanılması gereken temel özelliklerdendir.
Bu dönemin uygun bir şekilde yaşanamaması, ebeveynlerin yokluğu ya da yanlış tutumları nedeniyle sağlıklı bir şekilde geçilememesi halinde ileri dönemde kişilerde kötümserlik, paranoid ya da sanrısal bozukluklar, ümitsizlik şeklinde tavırlar, içekapanıklık (şizoid kişilik), alkol-madde bağımlılıkları gelişebilir.
2. Evre: Özerklik/Utanç ve Kuşku (1-3 Yaş)
Freud’un anal dönem olarak adlandırdığı dönemdir. Bu dönem 1-3 yaş arasını kapsamaktadır. Beslenme, tuvalete gitme, yürüme, çevreyi keşfetme ve konuşma gibi çeşitli faaliyetleri sırasında yeterlilik duygusu geliştirir veya yetenekleri hakkında kuşku duyar. Bu dönemde çocuk konuşmaya başlar, tuvaletini yapmayı öğrenir. Çocuğun kendine özgü davranışlarının farkında olduğu dönemdir. Bu dönemde yardımı reddederek tek başına etkinlikte bulunmayı isteme davranışı çok belirgindir. Anneye bağımlılık azalır, tuvalet kontrolü oluşur.
Aile tarafından çok erken dönemde ya da aşırı bir baskı ile dışkı eğitimi ya da başka eğitimler uygulanacak olursa, çocuğun iç kontrolünü sağlaması yolundaki gelişimi olumsuz etkilenerek, gerileme ya da yanlış gelişimlere yol açılabilir.
Aynı şekilde aile tarafından uygulanabilen aşırı koruyucu tutumlar da çocuğun özdenetimini ya da yargılama yeteneğini zayıf bırakacağından özgür iradesinin gelişimini sekteye uğratacaktır. Bu durumda kişide ileri dönemde utanç ve şüphe gibi tutumlar baskın hale gelebilecektir.
Çocuğun etrafındakiler bu dönemde onu kendi işlerini yapıp, yere sağlam basma, yardımsız kendi ayakları üzerinde durma konusunda cesaretlendirmelidir. Bu dönemde çocuğun özgür iradesini kullanarak, seçimler yapıp, deneme -yanılma yolu ile öğrenimi engellenirse, kendi bedeni üzerinde bunları yapmaya çalışacaktır. Bu da dediğim dedik ve her şeyin detaylarına inen bir davranış yapısı oluşabilecektir.
Çocuklukta gelişen, kendisinin denetimindeki bu özerklik duygusu, ileri dönemlerde adaletli yaşamı,yasalara saygıyı, kurumlara güvenin oluşmasına zemin
hazırlayacaktır.Kısaca kazanılması gereken özellik kendi kendini kontrol etme yeterliğidir.
3. Evre: Girişkenlik/Suçluluk (3-7 Yaş)
Freud’un fallik-oedipal dönem olarak adlandırdığı dönemdir. 3 yaş ile 7 yaş arası dönemi kapsamaktadır. Bu dönemdeki çocuklar yetişkinlere özgü bazı faaliyetleri yapabilmeyi isterler. Ancak, ebeveynler tarafından konulan aşırı sınırlamalar çocuğun girişkenliğini engeller ve suçluluk hissetmesine neden olur. Çocuğun iskelet-kas sistemi üzerine hakimiyetinin artışı ve dil becerilerinin gelişimi ile dış dünyanın keşfı ve orada rol almak şeklinde üstünlük-büyüklük düşünceleri başlar. Çocukta aşırı bir merak, cinsel organlarla ilgili yoğun düşünceler, başkaları ile rekabet ve çevredekilere fiziksel olarak zarar verme görülür. Çocuğun cinselliğe olan giderek artan merakı grup içi cinsel oyuntara, kendi ya da yaşıtlarımn cinsel organlarına dokunma davranışlarına yol açar. Eğer aile bu davramşları aşırı bir şekilde bastırıp, korkutarak öntemeye çalışırsa, ileri dönemde cinsel alanda sorunlu ve baskılanmış bireyler oluşur.
Yaşıtlan ile oynayarak, onlarla nasıf ilişki kurabileceğini öğrenir. Eğer bu dönemde saldırgan dürtülerine hakim olabilmesi, uygun bir şekilde sağlamrsa çocukta inisiyatif kullanabilme yetisi ve tutku sahibi olma özelliği gelişir. Çok güçlü bir süper ego gelişimine neden olarak, ileride ya hep ya hiç tarzında düşünme, çevresindekileri kendi ahlak kalıpları içine girmeye zorlama şekfinde davranışlara yol açabilir. Bu dönem başarılı bir şekilde aşılırsa sorumluluk, kişisel disiplin özellikleri gelişir.
Bu dönemde yasaklanmış dürtülerin baskılanması ile kişide suç ve kaygı duyguları oluşur. Bu gelişen taslak ileride ahlak kavramını oluşturacaktır. Bu dönemde çocuk,
r6; oedipus (erkek çocuğun anneye yönelmesi)
r6; elektra (kız çocuğun babaya yönelmesi)
kompleksleri denen karşıt cins ebeveyne yakınlaşıp, kendi cinsinden olan ebeveyni rakip gibi görme şeklindeki gelişimsel düşüncelerden kurtulup, kendi insiyatifini ortaya koyarak, kendinde geüşen ahlak kuralları ve yaşam prensipleri çerçevesinde daha az çatışmalar ve suçluluk duyguları hissederek yaşamayı öğrenir.
Bu dönem başarılı bir şekilde yaşanamaz ise, suç ve girişim arasındaki çatışma ileri dönemde yaygın anksiyete bozukluğu, konversiyon bozukluğu da denen somatoform dissosiyasyonlara, fobik bozukluklara ve psikosomatik bozukluklara yol açabilecektir.

Bu dönemde cinsel organların uyarılabilmesi görülmektedir. Bu değişim ile birlikte, uyarılma sonucu ayıplanma, cezalandırılma korkusu başlamakta, cezalandırılma sonucunda çocuğun kendi cinsel organının kesileceği ya da tahrip edileceği şeklinde korkuları başlayabilmektedir.
Vücut daha bir gelişmekte, buna düşünsel gelişim de eklenmektedir. Gelişen çocuk kendi işlevlerinde daha etkin olup, inisiyatif kullanmaya başlar. Karşılaştığı başarısızlıkları tolere edebilmeye, olmazsa kendine başka hedefler belirlemeye çalışır. Sorumluluklar üstlenmeye, ufak planlar yapmaya başlar. Bir önceki donemde varolan özerklik, artık daha bir amaca yönelik, daha mantıklı ve uyumludur.
Bu dönemde sergilenen düşünsel ve vücutsal çaba sonucu sağlananlar ve elde edilen hazzın çevrece yoğun eleştirisi, suçluluk duygularına yol açmaktadır. Annenin bir numarası olma amacı ve bu uğurda sergilenen tavırlar, kıskançlık, suçluluk duyguları ve kaygıya neden olabilir. İleri dönemde, çocuğun kendi içinde ana-babanın kendine koyduğu yasaklar ve uygulanan eleştirileri mumla aratan bir denetleme kurumu – baskın bir süper ego gelişebilir. Bu dönem uygun bir şekilde yaşanırsa, çocuk sınırlarını bilerek, çevresiyle uyumlu bir şekilde görevler üstlenir, eşya ve amaca uygun nesneleri kullanarak, mutluluk ve başarı duygusunu daha çok tadar.
Bu dönemde amaçlı olma, etkinliğini başlatabilme yeteneğini geliştirmelidir.
4. Evre Başarılı olma/Aşağılık duygusu (Okut Dönemi)
Freud’un latent dönem olarak adlandırdığı dönemdir. 7 yaş ile 11 yaş arası dönemi kapsamaktadır. Okul çağı dönemidir. Yeni beceriler kazanarak, yeterli ve üretken olmayı öğrenirler. Başarısızlık durumunda ise aşağılık duygusuna kapılır ve hiçbir şey yapmazlar. Bu dönemde çocuk cinsel açıdan bir durgunluk dönemine girerken, yaşıtları ile ilişkileri artarak, yeni şeyler öğrenme ve bir şeyler üretmenin hazzını yaşamaya başlar. Kendini örnek aldığı kişilerle özdeşleştirerek, çeşitli alanlarda roller üstlendiği şeklinde düşlemler kurar. Eğer çocuk bu dönem öncesini ve bu dönemi başarılı bir şekilde geçememiş ise aşağılık ve yetersizlik duyguları geliştirir.
Bir şeyier yaparak, başladığı işi bitirmenin keyfine varmaya başlar. Bir işi planlama, işbirliği yapma, öğrenme ve işi başarma özel bir öneme sahiptir. Kendinden yaşça büyük ya da daha deneyimlileri izleyerek araç-gereç kullanmayı öğrenir, el ve vücut becerisi geliştirir. Çocukta alet kullanma üretme çabası gözlenir.

Bu yaş grubunda çocuğun anlayışlı, sabırlı, ilgili ana baba, öğretmen, patron, iş ve okul arkadaşları ile karşılaşamaması ya da onlar arasında zayıf-uygunsuz bir noktada bulunmaları halinde, yetersizlik ya da aşağılık duyguları gelişir.
Çocuğa ayrım uygulanması, aşağılanması ya da aşırı koruyucu tavırlarda bulunulması, çocuğun kendisiyle aynı cinsiyetteki ebeveyn ile kendini uygunsuz bir şekilde karşılaştırması gibi durumlarda aşağılık ve yetersizlik hissi gelişebilir. Kendisine göre üst konumdaki kişileri örnek alamayıp, yanlış kişileri örnek alabilirler. Oku! ya da mesleğe hazırlık dönemi ilk olarak ailede başlar.
Eğer büyüyen çocuk hayatını, hedeflerini, düşlemlerini sadece iş üzerine yoğunlaştıracak olursa, kendi duygusal ya da ruhsal gelişimini kısıtlayabilir.
Bu dönemde diğer kişilerle birlikte ortak bir şeyler yapma, başkalarının varlığında ya da denetiminde görev alma başladığından işbölümü, diğerlerinden farklı olarak sahip olduğu özelliklerin verdiği haz duyguları yaşanmaya başlar.
Bu dönemde zihinsel, sosyal ve fıziksel becerilerde yeterlilik duygusunu kazanmalıdır.
5. Evre Kimlik Kazanma/Rol Kargaşası (11-18 yaş ergenlik)
Bu dönemde ergenler “ben kimim?” sorusuna cevap arayarak cinsel, politik ve mesleki kimliklerini oluşturmaya çalışır. Buna karşın olumsuzluk durumunda hangi rolleri gerçekleştirecekleri konusunda karmaşa yaşarlar. Özdeşim dönemidir. Bir kimlik geliştirme bu evrenin asıl amacıdır. Sağlıklı bir kimlik hisşinin temelinde, daha önceki evrelerin başarılı bir şekilde yaşanması yatmaktadır. Uygun kişilerin örnek alınması bu süreci kolaylaştırmaktadır. Bu evrede ahlaki değerlerde değişim gözlenebilmekte, ancak sonrasında her alanda olduğu gibi burada da taşlar yerine oturmaktadır.
Daha önceki inanç, düşünce ve alışkanlıklar sorgulanmaya başlar. Vücutsal büyüme ve cinsel gelişim gözlenir. Çevrelerince nasıl görülüp, değerlendirildikleri ve hangi mesleğe daha uygun oldukları şeklinde düşünceleri bulunmaktadır.
Daha önce yaşanılan evden ve ebeveynlerinden ayrılıp, kendi ayakları üzerinde durarak hayatını yaşamak bu dönemdeki önemli bir hedeftir. Aileden ayrılamamak ve uzamış bağımlılık davranışları oluşabilir. Bu dönemde kişide rol kargaşası oluşması önemli bir sorundur. Kişide cinsel, sosya!, mesleki vb. alanlarda kendini bir yere ait hissedememe, çevreden uzaklaşıp tek başına yaşama ya da uygun olmayan

seçimleri yeğleme sonucunda psikotik türde ya da suça yönelik davranışlara neden olmaktadır.
Birey kendisini yetersiz hissedebilir. Kendilerini güçlü görebilmek için bir takım özellikleri ön plana çıkararak, önemli kişilere benzemeye, onların tarzlarını edinmeye başlarlar. Bu evrede cinsel kimlik sorunları başlayabilmektedir. Kişiler kimlik krizlerini aşabilmek için, ortak kimlik sunan bir takım çeşitli alt grup ya da çetelere girebilmekte ya da yerel kahramanları örnek alabilmektedirler.
İlk gençlik aşkları yaşanmaya başlar. Ancak bu aşklar daha masum ve kendini arayışın bir uzantısı olarak kısa sürelidir. Karşı cinsle arkadaşlıkta sevgi ağır basar. Henüz yeterli olgunluğa kavuşmamış olan kişilik yapısı, ilişkilerinde de iniş-çıkışlar, ayrılıklar ile kendini gösterir.
Bu dönemde kendinden farklı yapıda, düşüncede, alışkanlıklarda olanları kabul etmeme, dışlama hatta onlara karşı saldırı içine girebilmektedirler. Benzer düşünce yapısmdakilerle bir araya gelerek kuvvetli görünmeye ve ortak bir kimlik oluşturmaya çalışabilirler. Bu gruplarda suç işleme, alkol-madde kullanımı gibi davranışlar belirebilir.
Birey yaşıtları ya da çevresindekilerce onaylanma, saygı duyulma gereksinimini bu şekilde sağlayabilmektedir.
Bu dönemde birey kendinin en iyisini (olumlu ya da olumsuz anlamda) araştırıp bularak gelecekteki erişkinliğin dünyasına adım atmak için yer bulmaya çalışır. Bu aşama ana-babalık ya da eş olmak yolunda kendisini ruhsal ve sosyal olarak hazırlamada önemli bir basamaktır.
Olumlu kimlik geliştirme belirtileri:
r6; Kendimle mutluyum
r6; Karşı cinsle iyi anlaşırım
r6; Ailem beni sever
r6; Bana bir şey olmaz kendime bakabilirim
Olumsuz kimlik geliştirme belirtileri:
r6; Kimse benden hoşlanmıyor
Gencin kimük geliştirmesine neden olan etmenler:
r6; Düşünce sistemindeki değişiklikler
r6; Cinsel rolierdeki yenilik ve değişiklikler
r6; Meslek seçimi
r6; Ana baba tutumları
r6; Otoriteyle olan ilişkiler (öğretmen vb.)
6. Evre: Yakınlık/Yalnızlık (18-21 yaş genç yetişkinlik)
Bu dönemdeki genç yetişkinler sevgi dostluğu paylaşabilecekleri birilerini aralar (eş seçimi) bunu başaramadıklarında düş kırıklığına uğrama korkusuyla insanlardan uzaklaşırlar. Eğer kimlik krizi çözülmüşse cinsel yaşantı, arkadaşlık ilişkileri ve tüm sosyal iletişimler kişi için korkutucu olmaktan uzaktır. Bu aşamaya gelene dek elde edilen kimlik başkalarının kimlikleriyle daha çok bir araya gelmeye, kaynaşmaya başlar. Dost ve eş ilişkileri ile bazen taviz vererek, bazen karşılıklı özveri alışverişleri ile ilişkilerini sürdürebilme alışkanlığı kazanılır.
Bu devredeki temel hedef bir başkası ile yakın iletişim kurulmasıdır. Başarılı ve düzenli bir evlilik ya da aile ilişki yapısı yakınlık kurma kapasitesine bağlıdır.Birlikteliğin kurulup, sürdürülebilmesi, bu aşamada bazı kişilerin sahip olup, kendini diğerlerinden ayrı kılan özellik ve yeteneklerin, kişilik yapısının kısaca benliğin kaybı korkusuna yol açtığından bunlardan kaçınma gözlenebilir. Bu da yalnız kalma duygusu ve kendi çevresine yüksek duvarlar örerek, korku, kuşku, risk alamama, birisini sevememe ve kendi kendinin kurdu olmasına yol açar.
Yakın ilişki kurmamak, çevresindekileri kendisi için zararlı ya da tehdit edici görerek kendinden uzak tutmaya, bu amaçla kendi güvenlik çemberini çok dar tutarak, insanları bu alana sokmamak, kendinden öyle ya da böyle uzaklaştırarak, gerekirse bu amaçla onlarla mücadele etme davranışlarına yol açmaktadır. Bu durumda, bu aşamada çok kesin olarak bilinen-tanıdık ile bilinmeyen-yabancı arasına bir hat çekilip, kısır bir ortam içine sürüklenilebilir. Benzerleriyle bile savaşmaya dayanan ilişkiler yaşanabilir.
7. Evre: Üretkenlik / Durgunluk (yetişkinlik)
Orta yaş dönemini kapsamaktadır. Kişi üretkenlik ile duraklama arasında seçimini yapma aşamasındadır. Bu dönemde birey anlamlı ve üretken iş yaşamı ve çeşitli faaliyetleri dışında gelecek kuşaklara katkıda bulunmakta veya durgunlaşıp içine kapanmaktadır. Bu dönemde üretkenlik, daha küçükleri, hayata yeni başlayanları olumlu amaca yöneltmek ve yükselen nesli oluşturmak, muasır medeniyet düzeyine yöneltmektir. Aynı zamanda ev dışında olup, monotoniuğu kıran aktivitelerle uğraşmak anlamındadır. Bu döneme dek kişi ruhsal, sosyal ve cinsel gelişimini uygun hız ve rotada tamamlamamışsa, gerçek ve içten olmayan bir yakınlaşmaya gereksinim duyarlar.
Geçmişteki şaşaalı sahte yükselme dönemi bitmiş ve çöküş öncesi duraklama dönemi başlamıştır. Aslında bu dönem çok öncelerden sinyallerini vermiştir. Çocukluk döneminde yaşanan olumsuzluklar, bunların etkisini gidermeye çalışan kendini aşırı değerli, üstün, kaf dağında görme türü gibi sahte rahatlatıcı düşünce ve hareket yapıları ve sonunda her şeye karşı inancın tükenmeye başladığı, hayata olumsuz bakışlar gibi…

İletişim kurmak bu gibi durumda sadece obsesif bir yakınlık anlamındadır, gerçek bir dostluk değildir. Bu kişiler evlenip, çocuk sahibi olabilmelerine karşın gene de herkese uzaktırlar. Sanki kendileri çocuktur ve kendileri ile ilişki halindedirler. Bu dönemde alkol ve bağımlılık yapıcı madde kullanımına rastlanmaktadır.
8. Evre Benlik Bütünlüğü/Umutsuzluk (Yaşlılık)
65 yaş üzeri yaşlılık dönemini kapsamaktadır. Birey, yaşamını anlamlı hale getirmeye çalışmakta veya amacına ulaşamadığı için umutsuzluğa kapılmaktadır. Bu dönemde kişi bütünlük (hayat dolu dolu ve üretken bir şekilde yaşanmıştır, yaşanan hayattan tatmin olunmuştur) ya da umutsuzluk (hayatın anlamı yoktur ve boş geçmiştir hissi vardır) arasında bir çatışma yaşar. Bütünlüğü yaşayan kişi bilgedir. Hayattaki yeri ve rolünü kabul etmiştir, kendisi ile barışıktır. Kendi yolunu kendisi çizmiştir ve sonuçlarından kendisi sorumludur. Kişi artık geri dönemeyecek ya da geçmişi değiştiremeyecek bir aşamadadır.
Bu döneme dek olan basamakları uygun bir şekilde, çok zedelenmeden ve büyük hatalar yapıp çevresini yıkmadan çıkmışsa bir rahatlık ve olgunluk içindedir. Etrafına güven duygusu ve olumlu diğer duyguları yansıtır. Hayatını eksi ve artıları ile kabul etmiştir, pişmanlık duyguları taşımaz. Hayata keşke tekrar başlayıp, olanları düzeltsem ya da farklı yaşasam şeklinde yaklaşmaz. Geçmişini “Yapabileceklerimin en doğru ve iyisini yaptım” şeklinde değerlendirerek, huzur içindedir.
Bu hissin yaşanmadığı ve önceki basamakların sorunlu olup, hakkıyla geçilemediği durumlarda derin bir pişmanlık, değersizlik ve depresif düşünce yumağı ile karşılaşılır. Ölüm korkusu belirgindir. Artık geçmişe tekrar dönmek, olanları düzeltmek olanaksızdır ve ne yazık ki ekilenler biçilmektedir.
Bu içe kapanma, yakınlarını etrafında tutmak için değişik çabalar içine girilmesi, gençlere karşı olumsuz, eleştirel bakış açısına neden olabilir. Ümitsizlik, nefret ve ölüm korkusu içindedir. Hastalık hastalığı, depresyon, psikosomatik hastalıklara rastlanmaktadır. Toplumda sağlıklı bireylerin yetişmesi, sağlıkiı ve bilge düzeyine erişmiş, yukarıda belirtilen sekizinci evrede beklentilerini gerçekleştirmiş olgun kişilerin varlığı ve bunlarm kendileri gibi araştırmacı, çalışkan, sabırlı, dürüst ve mutlu olmasını bilen kişüeri yetiştirmesi ile mümkündür. Bilinen bir deyimle ‘kılavuzumuzun karga olmamasr gerekir.
Ana-baba ya da diğer büyükler ölümden korkmayacakbir olgunluğa ulaşabilmişler ise çocuklar da aile okulunda öğrendikleri ile yaşamın sorunları ve sorumluluklarından korkmayacak, onları göğüsleyebilecek özgüven ve beceriye sahip

Erikson kimlik statüleri

Başarılı kimlik statüsü
İpotekli kimlk statüss
Moratoryum kimlik statüsü
Kargaşalı kimlik statüsü:


Bu yazı 637 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak