Ramazanda oruç tutmayacak olanlar


Her aklı başında sağlıklı Müslümana Ramazan ayında farz kılınan oruç, bazı sağlıksal nedenler ve sosyal şartlar vuku bulduğunda tutulmayabiliyor. Peki, Ramazan ayında oruç tutmayıp daha sonra tutma iznine sahip olanlar kimler?
Bu izin sahiplerini kısaca şöyle sıralamak mümkündür…
En başta oruç tutacak güce erişmemiş çocuklar
Bunlar ergenlik yaşına ulaşmadıkça oruç tutmakla yükümlü olmazlar. Tutarlarsa sevabı, onları alıştıranlara da şamil olur. Ergenlik yaşının son sınırı on beş yaş denmişse de, esas yükümlülük, kızlarda özel hal, erkek çocuklarda da ihtilam olma halinin başlamasıyla kesinleşir.
Yaşlanmış, kötürüm halindeki ihtiyarlar
Oruç tutacak kuvvete sahip olmayan bu yaşlıların halsizlikleri oruç tutmaları halinde daha da artacak, zor durumda kalacaklarsa tutmazlar. Bunların maddi imkânı müsait olanları, tutamadıkları her oruç başına yoksula birer (fitre miktarı) fidye verirler. Oruçlarını böyle tutmuş sayılırlar. Bunu veremeyecek durumda olanlardan ise Rabbimiz onu da istemez, bağışlar, borçlu da kalmazlar..
Yaşlı değil, fakat hasta olanlar
Oruç tutacak olurlarsa hastalıkları fazlalaşacak, sıhhatleri daha da bozulacak.. Bunlar da sıhhatine kavuşunca tutmaya niyet ederek beklerler.
Hamile hanımlar
Taşıdıkları bebeklerine bir zarar geleceğini düşünüyorlarsa doğumdan sonraki müsait devrede tutmayı niyet ederek oruçlarını tehir ederler.

Doğum yapmış, çocuk emzirmekte olan anneler
Oruçlu iken sütün azalacağını, emen çocuğun, ya da annenin zarar göreceğini düşünüyorlarsa oruçlarını tehir eder, sonra tutarlar.
Her ay belli günlerdeki özel halleri başlamış bulunanlar
Bunlar da oruçlarını bu halleri başlayınca bırakırlar; bitince başlarlar. Bu özürlerini başlatmamak için önceden ilaç almaya mecbur değiller. Çünkü oruç tutamadıkları günlerinde de Rabbimizin emrine itaat ettikleri için oruçlarını tehir etmekteler. Yani isyan yok yine emre itaat var.
Seferde olanlar
Oruç günlerinde doksan kilometreden az olmayan yolculuğa çıkmış bulunanlar tutarlarsa sevaplısını tercih etmiş olurlar, yolculuk sebebiyle tutmazlarsa izinden istifade etmiş olurlar, vebale girmiş olmazlar. Çünkü Rabbimiz kulları için zorluk değil kolaylık murat etmekte, güçlerinin yeteceğini emretmiş bulunmaktadır.
Demek ki, mazereti olanların oruç tutamayışlarında bir vebal söz konusu olmamaktadır. Ancak özürlü olmadıkları halde kulluk görevlerini yerine getirmeyenlerin sorumluluklarının da ağır olacağına işaret olunmakta, mazeretsiz alenen oruç yiyene, ‘aleni günahkar’ adı verilmekte, aflarının da kolay olmayacağına dikkat çekilerek, baştan iyi düşünmeleri ikazına muhatap olmaktalar..
Zaman


Bu yazı 495 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak