Kaybedenler Kulübü (Kitap Tanıtımı)

Paylaş
 

Aslına bakarsanız Jean Jacque Rousseau’nun “Yalnız Gezenin Düşleri” kitabını bitirdikten sonra kitap okuma hızımda oldukça büyük bir yavaşlama olmuştu. Rousseau’nun daha çok meseleleri soyut biçimde ama oldukça irdeleyerek incelemesi beni çok etkilemişti ve biraz daha fazla şey öğrenebilmek için kitabı en yavaş hızımla okumuştum. O kitaptan sonra kitapyurdu.com’dan satın aldığım Kaybedenler Kulübü’nü okumak benim için gerçekten güzel bir tesadüf oldu. Rousseau’nun yaşadığı yalnızlığın aynısının bu kitaptaki ana kahraman olan Martin’de görmek mümkün oldu.

Kaybedenler Kulübü, genç bir yazar olan Richard Perez’in bir kitabı. Kitabın tanıtımına öncelikle arkasında yazan yazı ile başlamak istiyorum:

“Yazar Martin Sierra, hayatını kazanmak için sevmediği bir işte çalışmaktadır. Sistemle uyum içinde yaşayamaz, ama gerçek bir başkaldırıda da bulunamaz. Onun yerine New York’un gece hayatında kendini unutmaya çalışır. Yazdıklarını bir türlü yayımlatamaz. Yayınevlerinden gelen ret mektupları koleksiyonuna her gün bir yenisi eklenir. Yalnızlığını kişisel ilanlarla giderir. Tuhaf ilişkilerde kendini kaybeder. Rüyalarının kadınıyla tanışır, ama bir türlü aşkını itiraf edemez.

Bukowski tadında, aykırı, enerjik, mizah dolu, tüm dünyada yankılar uyandıran bir roman. Hayatın kıyısında yaşayanların, kaybedenlerin öyküsü.”

Aslına bakarsanız bu kitabı “acaba ne okusam” derken buldum. Adı bana (favori filmim olan) Dövüş Kulübü’nü hatırlattı. Kitabı genel olarak değerlendirmek gerekirse, yazar, ilk kitabı olmasına rağmen çok usta karakter tahlilleri yapmış. Başkahramanımız Martin, (tanıtım yazısında da belirtildiği gibi) sevmediği bir işte çalışmaktadır. Kişisel ilanlar yoluyla kendine yeni arkadaşlar aramaktadır. Aramakta olduğu yalnızca bir kız arkadaş değildir, aslında Martin, kendi özünü bulmaya çalışmaktadır. Kitabın 53. sayfasında Martin hakkında önemli bir ipucu elde ediyoruz: ‘Kendini bir kaybeden olarak görmektedir.’

Kitapta Martin’in hayatında olan 3+1 kadını sürekli olarak görüyoruz. Nikki, Lola, Amaris ve soyut olarak kendisini sürekli etkileyen (vefat etmiş) annesi. Biz bu üç ilişki ışığında Martin’i ve hayat anlayışını anlamaya çalışıyoruz. Kitabın dili oldukça sade, ama maalesef yazar çok fazla argo sözcük kullanmış. Bazı yerlerde de beni rahatsız edecek derecede açık bir dil kullanmış. Buna karşın insan tahlillerini seven insanların seveceğinden eminim. Ben birkaç bölüm dışında, kitaptan inanılmaz zevk aldım. Kitabı okumam üç gün sürdü nitekim. Kitapta en çok hoşuma giden kısımlardan biri de yazarla yapılan röportajın arkaya eklenmesi olmuş. Ayrıca yazar kitabın sonunda bize üzerinde düşünmemiz için 14 tane de soru vermiş.

Say Yayınları’ndan çıkan 239 sayfalık Kaybedenler Kulübü (Orjinal Adı: The Losers’ Club) Nur Nirven tarafından Türkçe’ye çevrilmiş. 2007 yılında Türkçe 2.baskısını yapan bu kitabı “acaba ne okusam, kitap tavsiyen var mı?” diyen ve kişisel betimleme tarzı kitapları seven herkese tavsiye ediyorum.

Bu yazı aşağıdaki adresten alıntılanmıştır.

http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/kaybedenler-kulubu/


Bu yazı 702 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak